İçeriğe geç

Hayvan öldürmenin tövbesi kabul olur mu ?

Hayvan Öldürmenin Tövbesi Kabul Olur Mu?

Bir Günlük Yazısı

Hayatımda hiç bu kadar büyük bir pişmanlık duygusu hissetmemiştim. O gün, Kayseri’nin sokaklarında dolaşırken bir şey oldu… İçimdeki dünya bir anda darmadağın oldu. Bu yazıyı yazarken, o anın üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen, hala içimdeki boşluğu hissediyorum. O anı düşünmek bile içimi burkuyor. Ama bir sorum var: Hayvan öldürmenin tövbesi kabul olur mu?

O Anın Başlangıcı

Kayseri’nin o tipik sabahına uyanmıştım; soğuk, hafif rüzgarlı ve gökyüzü griye çalan bir maviyle doluydu. Üzerimdeki eski montumun cebinde birkaç kuruş, kafamda ise düşünceler… O gün, her zaman gittiğim parka gitmeye karar verdim. Parka doğru yürürken, sabahın erken saatleri olmasına rağmen sokaklar oldukça kalabalıktı. Hava biraz soğuktu ama içinde yürümek güzeldi. Ancak, bir şeyler garipti; sanki bir şey eksikti.

Bir anda gözlerim, yolda yürüyen bir adamın yanında hızla hareket eden bir şeyi fark etti. Bir kedi… Evet, bir kedi, bir arabanın hemen önünden geçerken o adamın hızla kademe kademe sağa yöneldi. Şimdi tam olarak ne olduğunu anlatmak zor; çünkü o anı yaşadığımda dünya durmuş gibiydi. O adam, kediye doğru hiç düşünmeden, adeta bir çırpıda, hızla bir şeyler yapmaya başladı.

O Kediyi İttim

İçimdeki her şey bana “Yapma!” diyordu, ama ben ellerimi hemen o kediye uzatmıştım. “Hayır!” demek bile zor geliyordu, çünkü onun ne yapacağını bilmiyordum. Ama çok geç kalmıştım. O kedi, ne yazık ki, kendisini koruyamadan, bir arabanın altına gitti. O an, sanki dünya durdu. Adeta o kediyle birlikte, ben de yere düştüm. O kedi, benim için çok değerli bir yaşamın temsilcisiydi ve onu bu şekilde kaybetmek… Kendimi bir cani gibi hissettim.

Yerde kanlar içinde yatan kediye bakarken, sanki kalbim parçalandı. O anda, dünyada tek bir şey vardı: Kendimi affetmek.

Pişmanlık Dalgası

O andan sonra her şey bulanıklaştı. Akşamın ilerleyen saatlerinde, o parkta geçirdiğim o kısa ama içimi yakan dakikaların ardından eve döndüm. Yolda yürürken adeta kayboluyordum. İçim, boşluklarla dolmuştu. Başımı koyduğumda yatakta bir türlü uyuyamadım. Gözüme o kedi geldi. Öyle canlıydı ki, hala gözlerinin içinde korkuyu hissedebiliyordum.

Ve o korku, beni daha fazla uykusuz bıraktı. “Neden?” diye sordum kendime. “Neden o kediyi durduramadım? Neden o adamı engellemedim?” Her şeyin yanıtı çok basitti: Çünkü o an ben de bir canlıydım, ve yapabileceğimi sandım, ama hiçbir şey yapmadım.

O anı düşünüp, kendime geldikçe içimdeki boşluk büyüdü. “Affedilebilir miyim?” diye soruyordum hep. “Bir canı öldürmek, geri alınabilir mi?”

Tövbe Edilebilir Mi?

O günden sonra, içimde sürekli bir hesaplaşma başladı. Tövbe, belki bir çıkış yolu olabilir miydi? Hayvan öldürmenin tövbesi gerçekten kabul olur muydu? Bu soruyla baş başa kaldım. Geceleri bir araya geldiğimde, kendi içimde hep bu soruyu tekrar ediyordum. Çünkü bir insana zarar vermek bir şekilde telafi edilebilir, ama hayvana zarar vermek, bir canın hayatını almak… Buna bir mazeret olabilir miydi? O kedinin gözleri hala gözlerimin önündeydi. Üzülmeme, vicdanımı temizlememe yardımcı olacak bir şey bulmak için dua ettim.

Bir sonraki sabah yine parka gitmeye karar verdim. O kediyi kaybetmenin acısı, tam olarak içimde ne kadar büyük bir yaraya yol açtığını gösterdi. O anın beni nasıl şekillendirdiğini düşündüm. Belki de tövbe, bir başlangıçtır, ama bu başlangıç doğru adımlarla yapılmalıydı. Doğru yolu bulmak gerekirdi.

İçsel Yolculuk ve Umut

Birkaç hafta sonra, içimdeki bu karmaşadan kurtulmaya çalıştım. Tövbe etmek, affedilmek için sadece bir şey yapmalıydım: O kediyi unutmamalı, başkalarına zarar vermemek için sürekli hatırlamalıydım. Her gün parkta karşılaştığım kedileri, köpekleri ve diğer hayvanları gördükçe, içimdeki pişmanlık biraz daha azalıyor gibi hissediyordum. Çünkü onların gözlerinde hayat vardı. Onları öldürmek, bir hayatı almak değil miydi? Kendime sıkça sordum: “Bunu bir daha yapar mıydım?” “Hayır.” dedim. Bir insanın bile bir diğerine zarar vermesi affedilemezken, bir hayvana zarar vermek daha da büyük bir suçtu. Ve işte o zaman anladım: Tövbe, içsel bir yolculuktur. Affedilmek, ancak vicdanıyla baş başa kalınarak kazanılır.

Şimdi, o kediyi kaybettikten sonra hayatımda öğrendiğim en önemli şey, her canlının değerini bilmek. O anın bana öğrettikleri, yalnızca bir hata yapmamam gerektiği değil, bir hayatı asla boşuna harcamamam gerektiğiydi. O kediyi kaybettiğim için ne kadar pişman olsam da, aynı hatayı tekrar etmemek için çabalıyorum. Çünkü tövbe, yalnızca sözde değil, özde de olmalıdır.

Sonuç: Tövbe ve Af

Hayvan öldürmenin tövbesi kabul olur mu, diye sordum kendime. Belki affedilmek zordur, ama tövbe etmek bir başlangıçtır. İçsel bir dönüşüm, bir anlam arayışıdır. Gerçek affın yolu, sadece dilde değil, yürekte ve eylemde gizlidir. O kedi, hayatımın en acı dersini verdi. Ama belki de bu dersin sonunda, kendimi affetmeyi öğrenebilirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.tatilforum.com.tr https://internot.com.tr https://eliteco.com.tr Sitemap
tulipbet giriş adresi