İçeriğe geç

Evde tavşan beslemek günah mı ?

id=”kv8ws9″

Evde Tavşan Beslemek Günah Mı?

İzmir’de yaşıyorum, tam da o neşeli, biraz da tuhaf genç yetişkin grubunun içinde yer alıyorum. Arkadaş ortamında sürekli espri yapar, her durumu eğlenceli bir hale getiririm. Ama bazen de düşünmeden edemem. Hani, “Evde tavşan beslemek günah mı?” sorusu gibi. Gerçekten, insan bir noktada bu soruyu kendine sorar mı? Tabii, ilk başta kulağa biraz garip gelebilir, ama asıl mesele şu: Günümüzde her şeyin bir “günah” olup olmadığını sorgulamak, ne kadar da havalı bir konu haline geldi. Hem de tavşan gibi, minik, şirin bir canlıyı evde beslemek gibi, yani! Ama gelin, biraz daha derinlemesine bakalım, kim bilir belki bir cevap buluruz.

Evde Tavşan Beslemek: Bir Başlangıç Hikayesi

İlk tavşanımı aldım. “Hadi bakalım” dedim, “Bunun adı Şirin olsun, çünkü her tavşan ismi gibi o da şirin.” (Evet, öyleydi, fazla yaratıcı değilim.) Şirin, ilk gün, evde her yere koştu, her şeyle oynadı. Ama sonra… sonra bir bakıyorum ki, altı üstü bir tavşan ama bir yandan da her hareketini izleyip, “Acaba bir şey yanlış mı yapıyorum?” diye düşündüm. Tavşan beslemek, evde bir canlıya bakmak, insanı sorumluluk sahibi yapıyor, bu kesin. Ama tavşan beslemek günah mı? Bunu merak etmeye başladım. Ya bir şeyler yanlış yapıyorsam? Her tavşanın mutlu olması gerekmez mi?

Tavşanlar ve Günah Meselesi

Tavşanlar minik, sevimli ve genelde sakin varlıklardır. İnsan bu masum görünüşteki tavşanlardan birini sahiplendikten sonra, tabii ki bazı vicdan sorgulamalarına giriyor. “Evde tavşan beslemek günah mı?” sorusu, işte tam da bu noktada kafanıza dank ediyor. Şimdi, din açısından bakıldığında, bazı insanlar, evde hayvan beslemenin kötü olduğunu düşünürler. Hatta hayvanları kapalı alanlarda tutmanın, onlara özgürlük tanımamak olduğunu savunurlar. Ve işte, tavşan da bu duruma dahil mi? Gerçekten günah mı?

Ben de dedim ki, “Hadi bakalım, internete bakayım, belki cevabı burada bulurum.” Google’a yazdım: “Evde tavşan beslemek günah mı?” İlk başta, ne göreyim? Çeşit çeşit dini forumlar, tartışmalar, blog yazıları… Yani, insanlar bayağı ciddi şekilde bu konuyu tartışıyormuş. Bir de bazıları çok derin düşünmüş: “Hayvanları evde beslemek, onların doğalarına aykırıdır, bu yüzden kötü bir şeydir.” Vay be, “benim tavşanımı sana ne!” dedim ama içimden tabii, sakinim hala…

Arkadaşlarla Tavşan Muharebesi

Bir gün, Şirin’le evde takılırken, arkadaşım Baran geldi. “Bu tavşanı niye besliyorsun?” diye sordu. Ben de dedim ki: “Hadi be Baran, tavşan beslemek ne var bunda? Hem tatlı, hem eğlenceli. Ne olacak ki?” Baran gözlüklerini takıp bakarken, “Yok, bence tavşanları kafeste tutmak falan günah. Hem iyi bakamazsın ki, evde bir sürü insan var.” dedi. Şaşkın bir şekilde, “Eee, tavşanın evde ne işi var?” dedim. Baran biraz sessiz kaldı, sonra ekledi: “Evde hayvan beslemek çok ‘bağımlılık yapar’. Bak, tavşan yerine bir tane yılan alırsın, bak gör, o sana bağımlılık yapar.” Yani bu kadar da “ilginç” yorum yapılır mıydı? Ama Baran’ın kendi tarzında bir mantığı vardı, buna saygı duydum.

Günah Mı, Yoksa Sevinç Mi?

Günah kelimesi, insanın içinde bir korku yaratıyor. Hani, ne zaman bir şeyin yanlış olup olmadığını düşünmeye başlasam, sanki içimdeki vicdanım bana bir şeyler anlatmak istiyor gibi hissediyorum. Şirin’in gözleri bana bakıyor, pıt pıt, pıt pıt… Hayvanları sevmek, onlara bakım göstermek, aslında bir sorumluluk değil mi? Bunu her gün hissetmek zorundayım. Birçok insan, evde tavşan beslemek gibi sevimli şeylere başladığında, sonunda onların sağlığından endişe etmeye başlıyor. Bazen “Onları özgür bırakmak, onlara hak ettikleri doğal yaşamı sunmak lazım” gibi düşünceler aklımdan geçiyor. Sonuçta, tavşan da bir doğa varlığı ve ona doğal yaşam alanı sağlamak önemli.

İçimdeki ses bana diyor ki: “Yani, tavşan beslemek aslında senin sorumluluğunda. Eğer ona değer veriyorsan, ona en iyi yaşamı sunmak zorundasın. Her şeyin ‘günah’ olup olmadığı, aslında senin ona nasıl davrandığınla ilgilidir.” Tabii, bu da başka bir derin konu, bir bakıma doğru. Evde tavşan beslemek, aslında onun sağlıklı ve mutlu olmasına odaklanmakla ilgili. Onu bir kafeste tutmak, doğal haklarını kısıtlamak bir anlamda ona zarar vermek anlamına gelir ki, bu vicdanen zor bir durum. Ama bir de şu açıdan bakabiliriz: Evde tavşan beslemek, onu sevgiyle bakmak, evde bir dost edinmek anlamına gelir. Ve dost edinmenin, bence hiçbir yanlış tarafı yoktur.

Tavşan ve İçsel Savaşım

Şirin’in bir gün biraz “kötü” olduğu oldu. Yani, benden bir şeyler beklediği için “bu kadar ilgi, tavşanın kendine güvenini bozar mı?” diye düşündüm. “Bana bakma, o kadar da sevgi gösterme!” diye sesleniyorum. Şirin de bana cevap verdi sanki, “Eee, o zaman neden tavşan alıyorsun ki?” diye içimden düşündüm. Kafamda bu iç savaş devam ederken, bir yandan “Tavşanlar niye bu kadar konuşuyor ya!” diye sormaya başladım. Şirin’in bana bakışları ve her gün biraz daha sevgi gösterdiğimde, bu ilişkinin ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim. Onu günah olarak görmek, ona zarar vermek demekti. Oysa, tavşan beslemek sevgi ve sorumlulukla yapılması gereken bir şeydi.

Sonuç: Günah Mı, Sevgi Mi?

Evde tavşan beslemek günah mı? Sorunun cevabını bence şöyle bulmak mümkün: Eğer tavşanımıza sevgiyle bakıyorsak, ona saygı gösteriyorsak, onun mutlu olmasını sağlıyorsak, o zaman yanlış bir şey yapmıyoruz demektir. Ve belki de bu dünyadaki en büyük “günah”, kendimize ve başkalarına karşı duyduğumuz sevgiyi sınırlamak olabilir. Tavşanlara bakmak, bir canlıya değer vermek, hem insanı hem de tavşanı zenginleştirir. Şirin’le geçirdiğim her gün bana bir şey öğretmişti: Sevgi, sadakat ve sorumluluk… İşte bu üçü, gerçek zenginliği tanımlar. O yüzden, bence tavşan beslemek günah değil, tam tersine insanın ruhunu besleyen bir şeydir. Ama tabii, hâlâ bir soru var: Şirin bu kadar sevgiye nasıl dayanıyor?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet giriş adresi